Genel

Osmanlı Kültürü ve Adabı

Osmanlı edebi ve yaşamı nedir ? Ne kadar incedir atalarımız ? Ne kadar kültürlüdür ecdadımız ?

Günümüzde toplulumuzun kültürel bakımdan bir hayli eksik olduğunu görüyoruz. Ama bundan sadece 100-200 sene önce edebimiz, adabımız ve yaşamımız nasıldı ? Neden biz bu kadar değiştik yada değiştiril’dik ?

Çoğunun unutulduğu yada yapmaktan çekindiğimiz ama öğrenince hayran kalacağımız Osmanlı adabı ;

Mahallede birisi öldüğünde, cenaze evine ilk önce kıble istikâmetin’ de ki komşusundan olmak üzere, bir hafta, on gün yemek yollanır, kimse onlara işittirecek tarzda gülüp, eğlenmezdi. Böylece komşunun acısına ortak olunurdu.

Bu adet hala günümüzde az da olsa devam etmektedir. Lakin bu kadar hassas bir şekilde olmamaktadır.

Evde çocuklar dahil kimse ayakta yemek yemezdi, önce eller yıkanır, sofraya birlikte oturulur, evin en büyüğü başlamadan yemeğe kimse başlamazdı. Büyükanne veya büyükbaba yemeğe başlarken herkesin hatırlaması için besmeleyi yüksek sesle çeker, sofradan kalkılırken “hayırların fethi, şerlerin def’i için Fâtiha Suresi okunurdu.

Evet günümüzde halen, ana babaya saygı büyük, sofraya önce evin büyüğü başlama adeti halen yerini buluyor. Lakin ayakta yemek yemek, sonunda fatiha okumak, besmeleyle başlamak gibi durumlar maalesef yavaş,yavaş unutuluyor.

Şimdi ise muhteşem bir adeti hatırlatacağız sizlere ;

Osmanlı kültüründe bir incelik örneği olarak, çarşıya inerken veya eve dönerken, büyüklere hürmet sadedinde bir yaşlı zatın yanından geçip gidilmezdi, ancak onun “Geç oğlum ben yavaş yürüyorum .” deyip müsaade etmesinden sonra gidilirdi.

Şuan böyle bir saygının ne yazık ki, dörtte biri bile maalesef yok.

Medeniyet, medeniyet diye bir yerlerini yırtan kardeşlerimiz, medeniyet sizin gördüğünüz şekilde laiklik değil, medeniyet benim ecdadımın geleneğinde bulunan adetlerdir.

Kapı tokmağında ‘Ya Fettah’ yazılıydı. Bu bütün kapalı kapıları açan ve sıkıntıları gideren anlamına geliyordu. Akşam eve sıkıntılı gelen bir baba kapıda bu yazıyı okuyunca belki de biraz rahatlıyor ve sıkıntıları giderilebiliyordu. Şimdi birçok iş yeri kapısında ‘İt iniz’ yazıyor bu da medeniyette geldiğimiz son noktayı gösteriyor.

Şimdi de malın mülkün sadece dünya da geçerli olduğunu anlatan, muhteşem bir gelenek daha… ;

Hayat geçiciydi ve yüzyıllar boyu bu evlere sahip olamazlardı. Evlerin duvarlarına ‘Ya Mali kül Mülk’ yazarlardı, ‘Ey Allah’ım bütün mülk senindir. Ben kapının bir kölesiyim, her şey senden benim aslında hiç bir şeyim yok’ manasına gelirdi.

Evet Şanlı mı şanlı Osmanlı’nın muhteşem geleneklerinden sadece bir kaçı, Osmanlı’nın neden bu kadar güçlü olduğunu neden bu kadar Dünya’ya nam saldığını burada ki geleneklerden görebilirsiniz. 600 yıl tam tamına altı asır boyunca dünya’ya nam salan Osmanlı, dine olan bağlılığı, vatanına olan bağlılığı sayesinde bu kadar sene tüm dünya’ya  kök söktürmüştür. Ne hikmetse 90 – 95 yıl bozulmanın ardından yeniden Osmanlı kadar sağlam olmasa da yavaş yavaş özümüze dönüyoruz. Ekonomik bakımından ecdada göre daha fazla para olması gerçekten harika bir şeydir. Yavaş yavaş özümüze dönmenin gururu ve onuru yaşıyoruz.

Umarız halkımızda, milletimizde yanlış zihniyetlerden korunup, özünün adetlerini geleneklerini sürdürür.

Allah (c.c) bizleri Ecdada yakışır bir torun olmayı nasip eylesin…

Bizleri atalarımızın ve ecdadımızın yolundan mahrum eylemesin…

Yazar hakkında

Abdurrahman Bilici

Yorum Yap