İslam Soru Cevaplar

Şefaat’a Nedir ?

 

Yıl olmuş 2018 halen maalesef cahillik etmeye devam eden zihniyetler var. Bunların amacı nedir ?

Daha Şefaat’ın anlamını manası bilmeyenler, kalkıp Şefaat şirktir, şefaat yoktur diyerek sapık düşüncelere dalmak tadır ‘lar. Lakin inkar her daim tehlikelidir, ve her zaman inkar etmekten uzak durmalıyız.

Birçok âyet ve hadîste şefaatten bahsedilmekte ve böylece onun hakkaniyeti dile getirilmektedir. Yeri geldikçe bu âyet ve hadîsleri zikredeceğiz. Biz şimdi önce, sorunun ikinci şıkkı olan “Kimler ne ölçüde şefaat edebilirler?” sorularını cevaplamakla mevzuya başlamak istiyoruz. Zaten bu kısma verilecek cevap bir cihetle şefaatın hakkaniyetinin de izahı olacaktır.

Peygamberler, evliya, asfiya ve şehitler -derecelerine göre- Cenab-ı Hakk’ın onlara bahşettiği seviyede şefaat edebilirler ve edeceklerdir. Ancak, bu mevzûda da yine, zirve Allah Rasulü (asm)’dür. O ki fetanet-i âzama sahiptir. Her nebi kendisine bahşedilen sınırsız, fakat bir defaya mahsus şefaat hakkını dünyada kullanırken o, bunu âhirete saklamıştır ve âhirette “şefaat-ı uzmâ”nın sahibi olacaktır. Onun “hammâdûn”, denilen ümmeti, “Livaü’l-hamd”in altında toplanacak ve “Makam-ı Mahmûd”un sahibi ünvanıyla O’nun tarafından yapılacak şefaatte herkes payına düşenle şereflenecek ve kurtuluşa ereceklerdir.

Dünya fâni ve geçicidir. Burada çekilen sıkıntılar da bir cihetle işlenen günahlara keffâreti sayılır. Ancak insanların perişan ve derbeder olacakları ve kendilerini kurtaracak yeni bir amele de fırsat bulamayacakları bir gün gelecektir -ki, biz ona ahiret diyoruz- işte o gün, Allah Rasulü (asm9 bütün insanlığı içine alan şefaatıyla ortaya çıkacak ve “en büyük şefaat” manâsına “şefaat-ı uzmâ“sıyla şefaat edecektir.

Elbette Allah Rasulü’nün şefaatının da bir sınırı vardır. Zaten, bütün şefaatler ancak Cenab-ı Hakk’ın izni ve koyduğu ölçü nispetinde olacaktır.

“İzni olmadan katında hiç bir kimse şefaat edemez.” (Bakara, 2/255)

Mealindeki âyet de bize bunu anlatmaktadır.

Bunun böyle olması da gayet tabiî ve normaldir; zira, şefaat edecek olanlar da hissî davranabilir, ölçüyü kaçırabilir ve merhamet-i ilâhîden fazla merhamet ileri sürmüş olabilir, böylece de Rabb’e karşı sû-i edepte bulunmuş olabilir. Onun içindir ki, Allah (cc) bir mîzan, ölçü ve denge vaz’etmiştir. Kim, kime ve ne ölçüde şefaat edebileceği bir takdire bağlanmıştır. Cenâb-ı Hakk’ın bütün icraatında bir adalet ve denge olduğu gibi, Ahirette vereceği şefaat salahiyetinde de bir adalet ve denge vardır. Eğer bu şekilde bir tahdit ve sınır konulmuş olmasaydı,bazı kimseler şefaatı da dengesiz olarak kullanırlardı. Nitekim belki de sınırsız bir şefaat salahiyeti onların hislerini galeyana getirerek mesela, bazı insanların cehennem alevleri içinde cayır cayır yandıklarını görünce, şefkatleri kabaracak, kafir-münafık-mücrim tanımadan herkesin cennete girmesini talep edeceklerdi. Halbuki böyle bir talep bazen, milyarlarca mü’minin hukukuna tecavüz de olabilirdi.

Çünkü şefaatin, böyle şahısların hislerine bırakılmasında, günahkar, sapık, kafir herkesin, bu hissi şefaatten faydalanma ihtimali vardır. Bu ise, bütün varlıkların hukukuna rağmen, dağlar cesametinde günah taşıyan kafire de merhamet edilmesi demektir. Oysaki kafir, kainatta, Allah’a ait bütün güzellikleri, bütün nizamları, bütün hikmetleri inkar, tezyif ve tahkir ettiğinden, mekanlar çapında cinayet işlemiş olacaktır ki, hayatının her dakikası yüzlerce cinayetle karalanmış böyle kapkaranlık bir ruha merhamet, merhamet adına saygısızlığın en büyüğü olsa gerektir.

Efendimiz (asm), şefaatının büyük günah işleyenlere olduğunu ifade etmişler ve “Benim şefaatim ümmetimden büyük günah işleyenleredir.”buyurmuşlardır. O her hususta olduğu gibi bu mevzûda da bir denge ve muvazene insanıdır. Zaten bütün ümmet O’nun bu ifadeleriyle teselli bulmakta ve Allah Rasulü’nün şefaatına nail olmayı ummaktadır.

Yukarıda geçen hadis ve ayetlere rağmen Şefaat’ı inkar edenlerin nasıl bir beyin yapısı olduğunu anlamak cidden zor. Peygamberimiz (s.a.v)’in şefaat edeceğini söylediğimizde şefaat’ı yalnız Allah’ın edebileceğini bizlere söylerler, lakin yukarı da da geçtiği gibi, Allah’ın isteği üzerine, mertebe mertebe şefaat kavramı gerçekleşecektir.

Bunları halen tartışıyoruz olmamız cidden kötü bir durum, çünkü dinimizi bozmak isteyenlerin bir oyunudur. Hadisleri, peygamberleri ortadan kaldırmak istiyorlar, dinimizi elimizden almak istiyorlar.! Rabbim müsaade etmesin.

Hz. Ali şöyle buyuruyor ; 

Şefaat’ı inkar edene, şefaat yoktur..

Ahir zamanda Allah, bizleri fitneden ve münafıklıktan korusun. Bizlere Peygamber efendimiz (s.a.v)’in Şefaatına nayil olmayı nasip eylesin.

Fitneciler’den münafıklardan bizleri korusun. İmandan ayırmasın..

Amin, Selam ve Dua İle..

Abdurrahman Bilici

Yorum Ekle

Yorum yazmak için tıklayın

Arşivler

Alexa